Web sitemizde size en iyi deneyimi sunabilmek için çerezleri kullanıyoruz. Web sitemizde gezinmeye devam ederseniz, çerezleri kabul ettiğinizi varsayarız.
Boşanma davaları Aile Mahkemelerinde görülmektedir. Aile Mahkemesinin bulunmadığı yerlerde ise dava, Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından Aile Mahkemesi sıfatıyla bakılır. Yer bakımından yetkili mahkeme ise eşlerden birinin yerleşim yeri veya boşanmadan önce son altı aydan beri birlikte oturdukları yer mahkemesidir.
Evet, 6325 sayılı Kanun uyarınca kira ilişkisinden doğan uyuşmazlıklarda (kira tespiti, tahliye vb.) dava açmadan önce arabuluculuk yoluna başvurulması kanuni bir zorunluluktur (dava şartı arabuluculuk). Arabuluculuk sürecinde anlaşma sağlanamaması halinde dava yoluna gidilebilmektedir.
İş sözleşmesinden kaynaklanan kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, yıllık izin ücreti ve kötüniyet tazminatı gibi alacaklarda zamanaşımı süresi 5 yıldır. Bu süre, iş sözleşmesinin sona erdiği tarihten itibaren işlemeye başlar.
Evlilik birliğinin en az 1 yıl sürmüş olması, tarafların mahkemeye birlikte başvurması ya da bir eşin açtığı davayı diğer eşin kabul etmesi gerekmektedir. Ayrıca tarafların boşanmanın mali sonuçları ve çocukların velayeti konusunda hazırladıkları protokolü hâkimin uygun bulması ve eşlerin duruşmada bizzat dinlenmesi zorunludur.
Tapu iptal ve tescil davalarında görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesidir. Taşınmazın aynına (mülkiyetine) ilişkin uyuşmazlıklarda kesin yetki kuralı geçerli olup, davanın taşınmazın bulunduğu yerdeki Asliye Hukuk Mahkemesinde açılması gerekmektedir.
Hukuk yargılamasında WhatsApp konuşmalarının delil niteliği kazanabilmesi için öncelikle bu kayıtların hukuka uygun yollarla elde edilmiş olması şarttır. Kişinin kendi taraf olduğu yazışmaları ekran görüntüsü veya döküm şeklinde sunması durumunda, söz konusu kayıtlar doğrudan kesin delil sayılmamakta; diğer delillerle desteklenmesi gereken ve mahkemenin takdirine tabi olan elektronik veri niteliğinde değerlendirilmektedir. Bununla birlikte karşı tarafın içeriğe açıkça itiraz etmesi halinde mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırılarak kayıtların doğruluğu, bütünlüğü ve üzerinde değişiklik yapılıp yapılmadığı tespit edilebilmektedir. Usulsüz yollarla, gizlice veya hukuka aykırı biçimde elde edilen yazışmalar ise Anayasa ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu uyarınca yargılamada delil olarak dikkate alınmamaktadır.
Hakkında asılsız beyanda bulunulan veya iftiraya uğrayan kişi, bu duruma karşı hem ceza hem de hukuk alanında yasal yollara başvurabilmektedir. Türk Ceza Kanunu uyarınca iftira, bir kimse hakkında yetkili makamlara ihbar veya şikayette bulunarak ya da basın ve yayın yoluyla işlemediğini bildiği halde hukuka aykırı bir fiil isnad etmek suretiyle gerçekleşen bir suç olduğundan mağdur olan kişi Cumhuriyet Başsavcılığına şikayette bulunarak ceza soruşturması başlatılmasını talep edebilmektedir. Aynı zamanda Türk Borçlar Kanunu hükümleri kapsamında, uğranılan haksız fiil nedeniyle kişilik hakları saldırıya uğrayan taraf, maddi ve manevi zararlarının giderilmesi amacıyla asliye hukuk mahkemesinde tazminat davası açma hakkına sahiptir. Açılacak davalarda iddiaların somut delillerle ispatlanması gerekmekte olup mahkeme sürecindeki değerlendirmeler ve tazminat miktarının tespiti somut olayın özelliklerine göre hakim tarafından yapılmaktadır.
İşveren veya temsilcileri tarafından baskı, tehdit veya yanıltma yoluyla kendisine istifa dilekçesi imzalatılan işçinin bu durumu hukuk düzeninde irade fesadı olarak değerlendirilmekte ve gerçek bir istifa iradesinin bulunmadığı kabul edilmektedir. İradenin fesada uğratıldığını veya istifanın gerçekte işveren feshine dayandığını ispatlayan işçi, İş Kanunu kapsamında öncelikle arabuluculuk şartını yerine getirmek kaydıyla işe iade davası açma veya şartları oluşmuşsa kıdem ve ihbar tazminatı ile diğer işçilik alacaklarının tahsili amacıyla dava açma hakkına sahiptir. Yargılama sürecinde tanık beyanları, kamera kayıtları, mesajlaşmalar veya iş yerindeki çalışma koşulları gibi somut deliller incelenmekte olup matbu olarak imzalatılan veya istifa iradesiyle çelişen dilekçelerin geçerliliği mahkeme tarafından somut olayın şartlarına göre takdir edilmektedir.
İş Kanunu ve ilgili mevzuat uyarınca, belirli sayıda işçi çalıştıran işyerlerinde ücret, prim, ikramiye ve bu nitelikteki her türlü ödemenin banka kanalıyla yapılması zorunlu tutulmuştur. İşçiye yapılan ödemelerin elden veya belgesiz şekilde gerçekleştirilmesi doğrudan bir ceza hukuku suçu oluşturmamakla birlikte mevzuata aykırılık teşkil ettiği için işverene idari para cezası uygulanmasına neden olmaktadır. Ayrıca ücretin elden ödenmesi veya bordroda gerçek miktarın altında gösterilmesi, sigorta primlerinin eksik yatırılması sonucunu doğurduğundan Sosyal Güvenlik Kurumu yönünden prim kaybına ve ek idari yaptırımlara yol açmaktadır. İşçi açısından ise gerçek ücretin banka kayıtları, emsal ücret araştırması, tanık ve diğer belgelerle ispatlanması halinde bu durum işçiye iş sözleşmesini haklı nedenle feshetme ve eksik ödenen prim veya tazminat haklarını talep etme imkanı tanımaktadır.
İş yerinde sistematik ve sürekli biçimde uygulanan psikolojik taciz olarak tanımlanan mobbingin varlığı, hukuk yargılamasında her türlü hukuka uygun delille ortaya konulabilmektedir. Sürecin ispatında mesai arkadaşlarının tanıklığı, mobbinge maruz kalınan tarih ve olayların detaylıca kaydedildiği tutanak veya günlükler, e-posta yazışmaları, mesajlaşma kayıtları ve işverene verilen dilekçeler önem taşımaktadır. Bunun yanı sıra mobbing nedeniyle sağlığı bozulan çalışanın aldığı doktor raporları, psikolojik tedavi belgeleri ve Sosyal Güvenlik Kurumu veya Kurum Hekimliğine yapılan başvurular da durumun somutlaşmasına katkı sağlamaktadır. Yargıtay uygulamalarında mobbing için kesin ve şüphesiz bir ispat yerine, olayın hayatın olağan akışına uygunluğu ve karinelerin varlığı aranmakta sunulan delillerin bütünü mahkeme hâkimi tarafından somut olayın koşullarına göre değerlendirilmektedir.
Evlilik birliğinin varlığı, eşlere bir diğerinin özel hayatını ihlal etme veya kişisel verilerine rızası olmaksızın erişme hakkı vermemektedir. Eşin telefonunu gizlice karıştırmak, şifresini kırarak içeriğine bakmak veya mesajlarını okumak; Türk Ceza Kanunu kapsamında haberleşmenin gizliliğini ihlal, özel hayatın gizliliğini ihlal veya verileri hukuka aykırı olarak ele geçirme suçlarını oluşturabilmektedir. Ayrıca ceza boyutu dışında, bu tür davranışlar aile hukuku bakımından da kişilik haklarına saldırı ve güven sarsıcı hareket olarak kabul edilmekte, boşanma davalarında kusur unsuru olarak değerlendirilebilmektedir. Hukuka aykırı yollarla, rıza dışı elde edilen bu tür telefon kayıtları veya ekran görüntüleri ise usulsüz elde edilmiş delil niteliğinde sayılabileceğinden, yargılama süreçlerinde mahkemece dikkate alınmayabilmektedir.
Boşanma veya adli yardım süreçlerinde mahkeme tarafından hükmedilen nafaka borcunun ödenmemesi halinde İcra ve İflas Kanunu hükümleri uyarınca tazyik hapsi yaptırımı gündeme gelebilmektedir. Nafaka alacaklısının icra takibi başlatması ve kesinleşen icra emrine rağmen nafaka borçlusunun vadesi gelmiş en az bir aylık cari nafaka borcunu haklı bir sebep olmaksızın ödememesi durumunda, alacaklı tarafın şikayeti üzerine icra ceza mahkemesince üç aya kadar tazyik hapsi kararı verilebilmektedir. Bu hapis cezası bir suç karşılığı verilen adli ceza niteliğinde olmayıp borçluyu ödemeye zorlama amacını taşıyan bir tazyik yaptırımıdır. Dolayısıyla borçlu, hapis cezasının infazı sırasında veya öncesinde birikmiş nafaka borcunu ödediği takdirde tahliye edilmekte ya da hakkındaki ceza düşmektedir.